soru?

Sorulara verdiğimiz cevaplar duruşumuzu belirler. İşlere, Tasarıma ve Geleceğe yönelik sorulara vermiş olduğumuz cevaplar görünenin arkasındaki bizi tanımlamaz mı?

01

Ajansın İsmi Neden 1957 ?

1957 aslında bizim için bir geri sayım rakamı. Bizim için bir şifre. Bizim için telefonlarımıza baktığımızda gördüğümüz, çok sevindiğimiz bir saat. Bizim için bir düşünce. Bizim için zorluklar karşısında harekete geçmemiz için bir tetikleyici. Büyülü bir mantra.. Biz ondan geri saymayı ve o sayı ‘0’ olduğunda ise bir hedefe ulaşmayı hayal ettik. 2012 yılında 1957’den geri saymaya başladık. Her güne bir rakam düştü ve 2018 yılında Ayvalık’ta Pop-Up isminde bir tasarım platformu açtık. Bu platformda düşünmeyi, hayal etmeyi ve üretmeyi hep beraber tekrar ve tekrar öğreniyoruz.

02

03

04

Çalışma Sisteminiz nasıl?

Biz bireysel yaşamlarımızın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bireysel yaşamların iş hayatı, özel hayat, aşk hayatı gibi birbirinden ayrılamayacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla 1957’de; özümüzü bulmaya odaklı, hayallerimizin peşinden koşabilecek zamanı kendimize yarattığımız, bir yaşam stilini oturtturmaya çalışıyoruz. Evet bazen çok zor oluyor.. Ama biz denemekten ve her geçen gün kendimizi daha da iyileştirmekten hiç ama hiç vazgeçmiyoruz. Pazartesi ve Cuma günleri işe saat 13:00’da başlıyoruz. Çarşamba günleri evden çalışıyoruz. Sadece Salı ve Perşembe günleri tam zamanlı ofiste oluyoruz. Cumartesi ve Pazar günleri ise kendimizi besliyoruz. Teknolojiyi çok iyi kullanan, iyi niyetli insanlar topluluğu olan 1957, saat olarak az çalışıyor gibi görünse de aklında hep tasarım problemlerinin çözümleri ile yaşıyor. Birlikte yan yana, telefonda, Hangout’ta, Zoom’da, Slack’te, Wunder’de, Trello’da, Meet’te çözümler buluyor ve bunları heyecan ile hayata geçiriyor. Biz dünyada yaşıyor, köklenmeye karşı duruyor ve mobil yaşamı seçiyoruz. Bir çalışma masamızın olmaması ise bu seçimimizin göklerde dalgalanan bayrağı adeta..

Nasıl işler yapıyorsunuz?

Güzel işler yapıyoruz. Aslına bakarsanız biz, etkinlik sektöründe hizmet veriyoruz. Ama tasarım yaparken, bir müziği de, bir yemeği de veya bir binayı da bazen bir şovu bazen ise bir sunumu da tasarlıyoruz. Bu tasarımları yaparken bir disiplinden başka bir disipline geçiyoruz. Tasarımlarımıza anlam yüklüyoruz. Yüklediğimiz anlamı sizlere aktarmak için görsel bir dil oluşturuyoruz. Bu görsel dil ile insanları, birbirine bağlamayı başarıyoruz. Birkaç kelime ile söylemek gerekir ise biz; Prodüksiyon, İçerik Üretimi ve Etkinlik Yönetimi yapıyoruz.

İşlerin bu kadar hızlı yapılması konusunda ne düşüyorsunuz?

Aslına bakarsanız dünyada artık her şey hızlı. Hiçbirimiz yavaş bir dünyaya tahammül edemiyoruz. Fastfood yemeklerden, 7-24 çalışan restaurantlara, alışveriş merkezlerinden, kargo şirketlerine kadara hayatımızın her yerinde hız var. ‘Neden hız yaratıcılık ile ilgili bir işin içinde olmasın?’ diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.

Tabi ki birçok yerde yaratıcılığın düşmanı olarak görebileceğiniz hız, bizim için nefes almak gibi.. ‘Hız ama ne kadar hızlı bu hız?’  Şunu unutmamak lazım; zamanından önce kopardığınız bir domates, size istediğiniz tadı vermeyecektir. Dolayısıyla bizler doğru planlanmış, kontrol altında ve sonucunda kaliteli bir içerik çıkartacağımız bir hızdan bahsediyoruz.

05

Ekip sayısını neden 8 senedir hiç arttırmıyorsunuz ?

Biz hayatı yaşamayı çok istiyoruz. Şirketimiz 2012 yılında açıldı ve yaklaşık olarak 8 yıldır ekip sayısı aynı. Bu bizim, çok hızlı ve efektif olmamızı, konuşmadan anlaşmamızı, tüm konulara hakim olmamızı sağlıyor. Operasyon içerisinde ise hızlı bir şekilde büyüyebiliyoruz. 20 yıldır sektörde olmamızın verdiği tecrübe ve network bizi bir Barracuda gibi sade, hızlı ve etkili hale getiriyor.

06

Referanslara önem verir misiniz?

Çok büyük etkinlikler yapıyor ve içlerinde sayısız tasarıma imza atıyoruz. Tüm bunları yaparken inanılmaz bir istek ve doyurulamayan bir merak ile işimize bakıyoruz. Çalıştığımız markalar dünyanın ve Türkiye’nin en büyük markaları ama bunun bizler için hiçbir önemi olmadığını görüyoruz. Bu markalarda çalışan insanların, gerçekten önem verdiğimiz değerler olduğuna inanıyoruz. Bir işe başladığımızda ana resmi markanın gözünden görüp, ruhunu ise beraber çözüme odakladığımız marka çalışanları ile elde ediyoruz.

07

Sizi farklı kılan özelliklerin ne olduğunu düşünüyorsunuz?​

+Sürekli yeni arayışı içindeyiz.

+Meraklıyız.

+Samimiyiz.

+Hızlıyız.

+Sahipleniyoruz.

+Multi-Disipliner insanlar olduğumuz için farklı bakış açılarına sahibiz.

+Projeyi bir bütün olarak görüyoruz.

+Ekip olarak tek bir beyin oluyoruz. Kimse tek başına, tek bir fikir çıkarmıyor; yanyana gelince ortak tekne kullanır gibi kürekleri beraber çekebiliyoruz.

+Hiyerarşik yapı olmadığı için herkes patron, herkes işçi. İşçiyiz biz işçi kalacağız!

01

Tasarımda trendlere inanıyor musunuz?

Trendlere inanıyoruz ve onları çok seviyoruz. Ancak klişeleri de hiç unutmuyoruz. Çünkü klişeler her koşulda meyvelerini verdiği için klişe haline gelmiştir. Önemli olan; orada olduğu belli olmayan, çözüm üreten, keyif veren tasarımlar yapmak değil midir?

02

Tasarımcı ve Sanatçı kavramları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tasarımcı büyük bir konsensus için çözüm arar, sanatçı kendi çözümünü sunar.

03

Tasarımcı her şeyi tasarlayabilir mi?

Tasarım aslında çok teknik bir kavram. Hepimiz için ‘tasarımcı’ denildiği zaman ardından duyduğumuz ikinci soru ‘Ne konusunda uzman?’ oluyor. Biz, günümüzde bu tür yaklaşımların, zamanın ruhunu çok yansıtmadığını düşünüyoruz. İlk tekerlek bir tasarım ürünüdür; tasarımcısı acaba Ürün Tasarımı okumuş mudur? Mağaralar birer tasarım ürünüdür; tasarımcıları Mimarlık okumuş mudur? Asma köprüler bir tasarım ürünüdür; acaba tasarımcıları Mühendislik okumuş mudur?

 

Biz tasarımın, bir bakış açısı olduğuna inanıyoruz. Tasarımcıların ise çözüm arayan insanlar olduğuna inanıyoruz. İşte bu yüzden tasarımcı, bir şişe de tasarlayabilir, bir yat da, bir otel veya bir sandalye de.. Bkz. Philippe Stark ve Özgün Alemdağ…

04

Tasarımın ömrü var mıdır?

Evet: I Phone, I Phone 3g, I Phone 3G-s, I Phone 4, I Phone 4s, I Phone 5, I Phone 6, I Phone 6s, I Phone 7, I Phone 8, I Phone 9, I Phone x,  I Phone Xs, I Phone 11…

 

Hayır: Ayasofya, Acrapolis, Collesium..

01

İlham diye bir şey var mıdır?

Biz ilham denilen şeye aslında çok inanıyoruz. Ama ilhamın, bir yerlerden gelen herhangi bir şey olmadığını hem görüyor hem de yaşıyoruz. Tasarımı ve üretimi, beyinde dağınık olarak yer alan bilgilerin, yeni bir probleme çözüm oluşturmak için hiç olmadığı şekilde yan yana gelmesi olarak düşünebiliriz. Yaşanmışlıklar ve bilgiler ile donanmak, farklı açılardan bakabilme yeteneği ile farklı disiplinleri çözümün parçası haline getirebilmek ve her daim empati ile ancak gerçek duyguların harman olduğu çözümler üretebiliriz diyebiliriz. Eğer bir şey yapmak için ilhama ihtiyacınız var ise; okuyun, gezin, seyredin, dinleyin, dostluklar, öfkeler, kıskançlıklar, biriktirin. Biriktirin ve hep biriktirin. Sonra ise çözmek istediğiniz çözüme odaklanın. Bu sorun bazen bir şarkı sözü, bazen bir mimari proje, bazen Corona Virüsü, bazen ise bir evlenme teklifi olacaktır. Beyninizdeki tüm kargaşa bittiğinde, tortu suda yerine oturduğunda göreceğiniz yegane şey çözüm olacaktır. Bu çözüme isterseniz ilham, isterseniz yaratıcılık isterseniz çok çalışma deyin.

02

İlham nereden gelir?

Yukarıda anlatmaya çalıştım.

03

Her insan yaratıcı mıdır?

Bize göre her insan yaratıcıdır. Yaratıcılık aynı kaslarımız gibidir. Bu yetenek hepimiz de vardır. Önemli olan onu fark etmek, çalıştırmak, genişletmek, ve hayatımızın her alanında kullanmaktır. Beyin bedava yahu yaratıcılık ise ondan daha da bedava…

04

Yaratıcı fikirleri nasıl buluyorsunuz?

Bkz.  ‘İlham diye bir şey var mıdır?’

01

Gelecek ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Gelecek hepimizin ulaşacağı ya da ulaşması gereken bir yermiş gibi gözüküyor. Sanki bizler zaman içerisinde noktaymışız gibi. Geçmiş, biraz evvel geçtiğimiz bir tren istasyonu; gelecek ise bir sonraki istasyon.. Bizce gelecek; bu günden oluşturulan, hayal kurma, görselleştirme, uygulama ve tecrübe etme; tecrübeler doğrultusunda yeniden planlama ve uygulamanın sonucudur.

 

Örneğin elinizde bir tava, tereyağı ve yumurta var ise muhtemelen gelecekte bir omletiniz olacaktır. Eğer biraz dünyayı tanıyorsanız Fransız omletiniz de olabilir. (Karnım acıkmış olabilir..)

 

02

Corona Virüsü sonrası dünyanın geleceği için ne düşünüyorsunuz?

Corona Virüsü sonrasında bizce dünya, 1929 yılında yaşadığı zor bir dönemin içine girebilir. Birçok ülke ve birçok şirket dolayısı ile insanlar zor duruma düşebilir. Herkesin yapacağı ilk hamle kaldıkları yerden, devam etmeye çalışmak olacak. Ama bu durumu bir cam vazo gibi düşünürsek; cam vazo düştü ve kırıldı artık, yapıştırsak da eskisi gibi gözükmeyecek. Yapılacak en önemli şey cam vazoyu tekrar yüksek ateşteki bir fırına koymak, onu eritmek ve bu yeni duruma göre tekrar tasarlamaktır.

Biz gelecek için vazoyu, kırılır kırılmaz yapıştırmaya uğraşmadan, fırına tekrar koyup ilk haline getirdik; şimdi ise yeni tasarımlar ve yeni ürünlerimiz ile tekrar zor bir savaşın içinde olacağız. Biliyoruz ki heyecanımız, birlikteliğimiz, gerçekçiliğimiz, yaratıcılığımız ile hayatta kalacağız. Eğer siz bu yazıyı okuyorsanız, muhtemelen her şey tam da planladığımız gibi gidiyor demektir.

 

1957 DESIGN STUDIO

Come Together.

+90 212 268 41 41

Esentepe Mahallesi Talatpaşa Caddesi No:5 Levent -İstanbul

  • YouTube
  • Instagram

find us on social media